Uzun yolların kurtarıcısı: Adaptif Cruise Control.

Araçlarda uzun mesafe yolculuk edenlerin hayatını kurtaran bir teknolojidir cruise control teknolojisi. Zaten yeterince yorucu olan yolculukları kolaylaştırmasıyla ünlü bu Cruise Control teknolojisinin en yeni ve en gelişmiş versiyonu Adaptif Cruise Control arabalarımızın olmazsa olmazı mı yoksa bir para tuzağı mı?

Son yıllarda herkesin dillerinde dolaşan bir yenilik ‘Otonom Sürüş’. Arabayla ilgisi olmayanların bile artık kulak aşinalığı var. Günümüzde tam otonom sürüşün örnekleri Tesla gibi markalar tarafından yapılmakta, ancak her markanın amacı Tesla gibi sadece tam otonom araçlar yapmak değil. Bir nevi tam otonom sürüşe geçiş olarak da nitelendirebileceğimiz bu ACC (Adaptif Cruise Control) nedir? gerçekten alınması mı gerekir? gibi soruları araba alırken siz de soruyorsanız o zaman daha fazla zaman kaybetmeden başlayalım yazımıza…

Autoweb-2015-July-Guide-Adaptive-Cruise-Control-006.jpgcaradvice.com

Nedir bu Adaptif Cruise Control?

Daha önceden de söylediğim gibi aslında uzun yol yapan sürücülerin hayatını kurtaran bir teknolojidir Cruise Control. Adaptif kelimesi ise ilk kez karşımıza tam olarak 1999 da Mercedes-Benz tarafından çıktı. W220 kasa kodlu o dönemin ‘ağır abisi’ S serisinde opsiyonel olarak Adaptif Cruise Control teknolojisi sunuldu. Bundan önce de kullanımda olan bazı örnekleri vardı fakat şu anki sistem kadar gelişmiş değildi. Fren yardımını kullanarak  yavaşlamayan, sadece gaz kesip vites düşürerek yavaşlayan bu sistem ACC’nın atası sayılır diyebiliriz. Peki ne işe yarıyor bu teknoloji? Basit olarak açıklarsak ayağımızı pedala dokunmadan aracımızı kullanmamızı sağlıyor. Bunu önündeki araçla mesafesini radarlar sayesinde mesafeyi koruma ile yapıyor. Kalabalık bir otoyoldasınız, ACC’yi açtığınızda aracınızda kullanılan modeline göre ya önünüzdeki araçla bir mesafe ayarlamanız isteniyor ya da otomatik olarak var olan mesafeyi korumayı hedefliyor araba. Bu dakikadan sonra ayağınızı pedala koymanıza gerek bile olmuyor. Eğer isterseniz (ve yapabilirseniz) bu dakikadan sonra arabada ayağınızda top bile sektirebilirsiniz. Direksiyondan elinizi ayırmadığınız sürece. Çünkü tek başına ACC hala daha direksiyon kontrolünü sürücüye bırakıyor. Sonuçta direksiyonun da kontrolünü arabaya bırakmak gelecekte yaşamak demek değil mi?

Mercedes-Benz-F-015-Luxury-in-Motion-07.jpg

Gelecek geldi

Direksiyonu da arabanın kontrolüne bırakmak demek imkansız gibi görünürdü bundan birkaç yıl önce herhangi birine sorsak. “İlerde arabalar kendi kendine gidicek” cümlesindeki “İlerde” işte geldi. Az önce anlattığım Adaptif Cruise Control araç teknolojisinin her gün gelişmesiyle bikaç sene öncesinden itibaren duyduğumuz o otonom sürüşe bir geçiş olmaya başladı. Bunu aracın şerit takip sistemi ile senkronize çalışarak yaptı ve şu an Volvo,Mercedes gibi markaların da kullandığı bir teknoloji oldu. Burda bitiyor mu? Tabiki de hayır konu teknolojiyse sınır diye birşey yok. Bazı markalar bu teknolojiyi GPS sistemiyle de birleştirdi yani önümüzde araç olmasa bile aracın GPS sistemindeki yola göre gitmek istediğimiz yere bizi elimizi aracın hiçbir yerine dokunmamıza gerek olmadan götürebiliyor artık arabalar. Mercedes’in,BMW nin gelecek teknolojilerini sunduğu konsept araçlar artık bu özellikleriyle övünüyor. Ancak günümüzde bu teknolojinin en iyi örneği Tesla Motors tarafından üretiliyor.

maxresdefault.jpg

Peki gelecek gerekli mi?

Hiç kimse trafikte sıkılmıyorum diyemez. Bu sebeple kimse arabanın trafikte kendi kendine gitmesine karşı çıkmayacaktır. Bu sebeple genellikle insanlar bu teknolojiyi destekliyor.  Hatta geliştiğini gördükçe heyecanlanıyorlar. Ancak bizim kanaatimiz, burada kendimizle çelişerek bu gelişmiş teknolojinin gerçek sürücülere uygun olmadığı yönünde. Çünkü gerçek sürücüler, arabaları kullanmak için alır, ileride büyük paralar vereceğimiz bu araçları kullanamamak biz otomobil severler için bir problem olacaktır. Bu sebeple, markaların bu teknolojiyi sadece trafik ve uzun yol kullanımları için optimize etmesi gerekli. Ayrıca günümüzde robotların trafikte ilerlemesi hata yapabilmeleri anlamına da gelir. Defolu ürünlerin bulunduğu günümüz, bizce tamamen robotlar tarafından kullanılan araçlara uygun değil. Bir de buna İstanbul trafiğindeki düzensizlikleri eklersek, bu teknolojinin gelmesinin biraz daha uzun zaman alacağını düşünüyoruz…

 

 

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın