Park Asistanları

Park Asistanları eski adıyla Park Sensörü olarak geçmişten beri aracınızda bulunan hayat kurtarıcı bir sistemdi. Fakat bu teknoloji araçlarımızda ilk yer ettiği günden itibaren çok ilerledi. İlk başlarda sadece arkamızdaki araçla olan mesafeyi söylemekten ibaret olan bu teknoloji artık günümüzde araçlarımızı bizim yerimize park edecek seviyeye gelmiş durumda.

İstanbul gibi kalabalık şehirlerde araba kullananların en büyük sorunu trafik ise ikincisi de park yeri sorunudur. Çoğu zaman park yeri bulmakta zorluk çekilen bu şehirlerde bazen bu durum o kadar can sıkıcı hale gelir ki aracımızı bulduğumuz park yerinden kaldırmaya bile üşeniriz. Her ne kadar hala teknoloji bir şekilde araçlarımızı küçültüp cebimize koymamıza imkan vermese de en azından nadir bulduğumuz park yerlerine aracımızı koymayı kolaylaştırıyor.

maxresdefault-2.jpg

Park asistanlarının ilk günleri: Park Sensörleri

Park Sensörleri günümüzde artık her araçta direksiyon, vites kutusu kadar yaygın olan bir teknoloji olabilir . Ancak daha bizim yerimize park etmek bir yere dursun, bize arkadaki araçla mesafemizi söylemesi bile büyük bir teknolojik atılımdı.  1970’ler, Park Sensörleriyle ilk tanıştığımız zamanlar. Ultrason teknolojisiyle arkamızdaki objeye ne kadar mesafemiz kaldığını bulan bu sistem o günlere kadar park ederken ki çoğu sıkıntıları çözüyordu. Bu teknoloji üretildiği ilk günlerde seri üretim araçlarda görülmese de yine de büyük bir gelişmeydi ve park etmenin biz insanlardan araçlara devredilen bir işlem olmasındaki ilk adımdı.

audi-park-assist-display-photo-441819-s-1280x782.jpg

Arkamızdaki 3. Göz: Geri Görüş kamerası

Arabalarımızda ne kadar geriye mesafe olduğunu bile öğrenebilmemiz büyük bir gelişmeyken karşımıza UZZ31 ve UZZ32 kasa kodlu Toyota Soarer araçlarla geri görüş kamerası çıktı. Yılın 2000’ler bile olmadığını da hatırlatırsak o zamanlar doğal olarak büyük heyecan yaratmıştı o günlerde. O zamanların gözüyle baktığımız zaman arkamızdaki araçlarla ne kadar mesafemiz kaldığını sesli olarak duymanın yanı sıra bizzat gözümüzle görebilmenin yarattığı etkiyi düşünebiliyor musunuz? Çok da geçmeden bu teknoloji yaygınlaştı. Bugünkü üretimdeki araçların çoğunda park sensörü kadar yaygın olmasa da arka taraflara baktığımızda biryerlere gizlenmiş geri görüş kamerasını görebilmek mümkündür.

maxresdefault-3.jpg

Kontrolü bırakın: Otomatik Park Asistanı

Ve geldik günümüzde otonom sürüşten çok önce kontrolü bizden alan teknolojiye. Otomatik park asistanları hayatımıza ilk girdiği zamanlarda hepimiz robotların bizi ele geçireceğini düşünmeye başladık. O zamanlarda daha otonom sürüşün yaygın değilken bizim elimizden direksiyonu alıp bizim yerimize park etmesi belki de geleceğin geldiğini hatırlattı bize. İlk zamanlarda biz bu teknolojiyi direksiyon kontrollerini bizim elimizden alıp gaz ve freni yine de bize yaptırarak gördük. Bu ilk versiyonlarında araç belli bir hızın altında giderken sensörleriyle girebileceği bir park alanı gördüğünde bize haber verip kabul ettiğimizde paralel park için gerekli direksiyon manevralarını otomatik halde yapıyordu. Gaz ve freni hala bizim kontrolümüze bırakan sistemler park etmeyi adeta bir çile olmaktan kurtarıyordu. Bu teknolojiyi hayatımızda ilk kez 2003’de Toyota’nın hibrit arabası Prius’un ikinci jenerasyonu olan XW20 kasa kodlu aracında gördük. Toyota bununla birlikte alt markası olan Lexus’un LS modeline de bu özelliği getirerek ilk kez bir premium markada park asistanı kullandı. Bununla birlikte hayatımıza giren bu teknoloji Toyota’dan sonra Ford’un sahip olduğu üst segment araç markası Lincoln’lerde görüldü. Alman araba markalarının da bu teknolojiden yararlanmaları uzun sürmedi ve BMW,Audi,Mercedes-Benz de kısa bir sürede çoğu araçlarına bu teknolojiyi ekledi. 2015 senesinde ise Bosch bir teknoloji devrimi yaptı ve fren ve gaz kontrollerini de yapan bir park asistanı geliştirdi. Bununla birlikte başlayan full otonom park asistanı BMW’nin sansasyon yaratan i8 modelinin küçük kardeşi i3’de karşımıza çıktı. İ3’ün teknolojisi hatta o kadar gelişmişti ki bütün park etme işlemini bize AppleWatch’umuzdan veya Samsung Smartwatch’umuzdan yaptırıyordu. Artık yeni E serisinde de bulunan bu teknoloji telefonumuzdan bu işlemi aracın içinde olmadan telefonumuzdan yapmamıza yol açıyor.

self-parking_1.jpg

 

Sonuç

Şurası açık ki teknoloji her konuda olduğu gibi bu alanda da dur durak bilmiyor ve bize göre son aşaması olan full otonom park etme özelliği de artık hayatımızda. Fiyat olarak çok yüksek rakamların istendiğini de göz ününde bulundurarak değerlendirmenizi tavsiye ederiz. Teknoloji bakımından çok büyük bir yenilik olsa bile fiyatının değerini çıkartır mı orası biraz da size kalmış vaziyette. Şehirin dar sokaklarında her gün aracınızı park etme sorunuyla karşı karşıysanız ve bu gerçekten bir dert oluyorsa o zaman hayatınızı çok ama çok kolaylaştırabilir. Fakat eviniz müstakil veya otoparklıysa ve genelde otopark kullanıyorsanız veya park etmek size bir dert olarak gelmiyorsa otomatik park asistanı yerine geri görüş kamerası almanızı tavsiye ederiz.

Bizi takip edin!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın